JÜPİTER


    Uzun bir aradan sonra, bu sefer Jüpiter'i inceliyoruz!

    


    Monoton bir başlangıç olacak ama isterseniz önce Jüpiter'in yapısından, fiziksel özelliklerinden bahsedelim. Güneş sisteminin hem boyut hem kütle açısından en büyük gezegeni Jüpiter'dir. Öyle ki gezegenin yarıçapı yaklaşık 143.000km ve ağırlığı 1.9x10 üssü 27kg'dır. Bunu kabaca bir örnekle açıklayacak olursak, Jüpiter bir basketbol topu olsaydı Dünyamız bir bilye boyutunda olurdu. Jüpiter temel olarak Hidrojen ve Helyum elementlerinden oluşur. Bunlar gezegenin yüzeyinde genellikle gaz haldeyken merkeze yaklaştıkça basınç ve sıcaklıktan dolayı sıvılaşmıştır. Buna en büyük gezegen olması da eklenince Güneş sistemimizdeki en büyük okyanusla karşılaşıyoruz, ama diğerlerinden biraz farklı, sıvı hidrojenden oluşan bir okyanus. Gezegenin merkezi ise tıpkı Satürn gibi henüz biraz gizemli.  Yaklaşık 3 derecelik de bir eksen eğikliği bulunuyor.

    Jüpiter'de bir gün Dünyaya göre 10 saat iken Güneş etrafındaki tam turu yaklaşık 12 yıl sürer. Evet kendi etrafında biraz hızlı dönüyor. Belki orada yaşayabilseydik kediler gibi hayatımızın 2/3'sini uyuyarak geçirebilirdik... Şaka bir yana Güneş sistemimizdeki en kısa gün süresi Jüpiter'e aittir.

 


    Evet bu kısmı çok heyecanlı, biraz da atmosferine göz atalım. Atmosferin en dış kısmı yer yer buz bulutlarından, gazlardan ve sıvılardan oluşmaktadır. Ayrıca gezegenin yüzeyinde çok şiddetli rüzgarlar vardır ve bunların hızı saatte 720km/s hıza kadar ulaşabilir. Gezegen tek bir parçadan oluşmadığı ve rüzgar hızlarının farklılığından dolayı kutuplardaki atmosfer ekvatordakine göre 5 dakika daha geç tamamlar bir turunu. Aslında bir yelkenlimiz olmalı, onunla 10 saatte bir gezegeni turladığımızı düşünsenize. Hem de en büyüğünü... Tabii bir de Cooper (bkz: interstellar) gibi bir kaptana ihtiyacımız var :D

    Gezegenin üstündeki renkli şeritleri fark etmişsinizdir. Jüpiter boyunca kalın bantlar halinde gördüğünüz bu canlı renkler, gezegenin daha sıcak olan iç kısımlarından yükselen kükürt ve fosfor içeren gazların bulutsu parçalarıdır. Jüpiter'in hızlı dönüşü, güçlü jet akışları oluşturarak bulutları koyu ve açık renkli olarak ayırır. 



     
Jüpiter'in gözünden bahsetmesek olmaz tabii. Bu yapı zıt yönlerden esen jet rüzgarları sayesinde oluşur. Tıpkı bir girdap gibidir. Jüpiter'in gözünün yaklaşık 300 yıl önce açıldığı
 ve kalıcı olduğu düşünülüyor ancak bu göz bir gün kapanabilir de... 



    Evet gözden bahsettik ama bir de göz bebeğimiz mi var? A ama o hareket ediyor (PANİK). Sadece aşağıdaki görsele bakıp siyah noktanın ne olduğunu tahmin etmeye çalışın.



    Evet onu da fırtınanın bir parçası sanmış olabilirsiniz ama öyle değil. O siyah daire Jüpiter'in uydularından olan Ganymede'nin silueti. Hubble teleskobu ne kadar da güzel bir tesadüfü ölümsüzleştirmiş değil mi.

    Bitmedi... Bu fırtınaların bize bir sürprizi daha var. O kadar gelişigüzel savurmuşlar ki bulutları, her baktığınızda yeni bir şey görüyorsunuz. Tanrının tuvali sanki. Dünyadaki bulutlara benziyorlar aslında, farklı şekiller ortaya çıkabiliyor ama bu kadar renkli değil bizimkisi. Bu sefer ne olduğunu söylemeyeceğim. Top sizde :D



    Jüpiter'in en büyük, en ağır gezegen olduğunu söylemiştik. Bu da çok büyük bir kütle çekim etkisi olduğu anlamına geliyor. Halkalarının yanı sıra (Bu konuda onu övmeyeceğim, o onur Satürn'e ait.)tam 79 uyduya sahip. Bu sayılar her keşifte değişiyor ve Satürn ile Jüpiter sahip oldukları uydu sayıları konusunda yarışıyorlar. Şimdilik Satürn galip, sadece 3 farkla. 


    Jüpiter'in 4 büyük uydusu vardır. Bunların isimleri IO, Europa, Ganymede, Callisto'dur. Bu uyduları Galileo keşfetmiştir ve bu yüzden bu uydulara Galileo uyduları da denir. 

    Bu uydulardan Gezegene en yakın olanı IO uydusudur. Volkanik hareketleri ile ünlüdür, hatta Güneş sistemimizdeki en aktif volkanlar bu uyduda bulunur ama nasıl olur da Güneşe bu kadar uzak bir uyduda volkanik faaliyetler görülebilir? Cevap eliptik yörüngesinden ve bu sebepten dolayı oluşan gelgit kuvvetlerinden oluşuyor. Bu gelgit kuvvetleri o kadar fazla olur ki uydunun yüzeyini hareket ettirir. Oluşan sürtünme kuvveti de açığa çıkan ısının sebebidir. IO bunlara sinirlenmiş olmalı, Jüpiter'e yaklaştığı zamanlarda ona lav püskürtebiliyor.



    Europa uydusu ise Buzullarla kaplıdır ve bu buzulların altında tüm uyduyu kaplayan bir okyanus bulunur. Bu seferki sudan oluşuyor ve burada yaşam olması çok muhtemel.

    Ganymede Güneş sistemindeki en büyük uydudur. Bu uydu Merkür gezegeninden bile büyüktür. Kendine ait bir manyetosferi de vardır ve Europa gibi buzullardan oluşur. Ayrıca Callisto da Ganymede gibi oldukça büyük bir uydudur.


                                                    Ganymede-Dünya-Ay arasındaki boyutsal ilişki

    Bir ilginç bilgi daha vereyim, Jüpiter'in kütle çekimi o kadar yüksektir ki, Mars ona yaklaştığında o bile bundan etkilenir ve yörüngesinde sapmalar olur.

    Jüpiter'in manyetik alanı o kadar güçlüdür ki Satürn yörüngesine ulaşabilir. Bu manyetik alan kuşkusuz sıvı haldeki iç yapısının , Jüpiter'in oldukça yüksek dönüş hızı sebebiyle bir dinamo haline gelmesiyle oluşmaktadır. Bu manyetik alanı ve kütle çekimsel kuvveti bizim de işimize yarıyor. Jüpiter bizden 960 milyon km uzakta olmasına rağmen bu kadar güçlü manyetik alanı ve kütlesi sayesinde bizi çoğu asteroitten koruyor!

    Yukarıdaki görsel ne kadar çok uydusu olduğunu bize gösteriyor. Sanki.. Bir yerden tanıdık geliyor ama, Güneşe mi benziyor. Evet, kesinlikle öyle

    Jüpiter yıldız olmaktan kılpayı kurtulmuş bir gezegen! Kütlesi biraz daha fazla olsaymış yapısındaki hidrojeni helyuma çevirebilecek, yani yıldızların yapabildiği füzyonu başlatabilecekmiş aslında. İlginç bir şey daha var, Jüpiter Güneş'ten aldığı enerjinin yaklaşık iki katını geri yansıtıyor. Bunun sebebi Kelvin-Helmholtz mekanizması denen yoğun kütle çekimi ile jüpiterin sıkışmaya devam etmesidir. Yani bir bakıma Jüpiter hala oluşum evresindedir!

    Son olarak kahramanlarımızı anmak istiyorum. Pioneer 10 ve 11, Voyager 1 ve 2, Ulysses, Cassini,  New Horizons uyduları başka görevler için çıktıkları yolculuklarında bize Jüpiter hakkında veriler gönderdiler. Ancak Galileo ve Juno sadece Jüpiter için gönderildi. Galileo uydusu Görevini tamamladıktan sonra Europa uydusundaki yaşam ihtimaline ve onunla çarpışmayı önlemek adına(?) kendini Jüpiter'in muhteşem rüzgarlarına bıraktı ve imha etti. Juno uzay aracı ise 2016 yılında Jüpiter'e ulaşmayı başardı. İçerisinde bilimsel cihazların yanı sıra Galileo Galilei'nin el yazmalarını içeren bir plaka ve 3 lego figürü de (Galileo, Tanrı Jüpiter ve eşi Tanrı Juno'yu temsilen) Juno'da bulunuyor. Tıpkı Voyagerlardaki gibi burada da birileriyle iletişim kurmaya çalışmışız insanoğlu olarak. Bununla ilgili bir blog yazmayı düşünüyorum ve bu yüzden lafı daha fazla uzatmadan sizi Junonun kaydettiği görsel şölenle baş başa bırakacağım, hoşça kalın...




Kaynakça

https://solarsystem.nasa.gov/planets/jupiter/galleries/

https://evrimagaci.org/jupiter-nedir-jupiter-hakkinda-neler-biliyoruz-3685

https://www.kozmikanafor.com/gunes-sisteminin-devi-jupiter/

https://solarsystem.nasa.gov/planets/jupiter/in-depth/

                                                                                                                        


                                                                                                                                            -Alper Bozkurt






Yorumlar

Popüler Yayınlar